Cumartesi, Haziran 08, 2013

#DirenGezi: Yukselmeye Devam Edecegiz


Down in the depths of my soul
Ruhumun derinliklerinden aşağı doğru

Feeling the lost of control
Kontolü kaybettiğimi hissediyorum.

In its spirit
Bu canın içindeki

So colourful
renkliliği

If you feel it then let's go
hissediyorsan eğer durma gel benimle

To a place where you belong
ait olduğun yere

Give it strength to carry on
taşıyacak gücü ver

Open your heart
Kalbini aç

Set your mind at ease
Ruhunu temizle

Live your life
Hayatını yaşa

And you'll be free
Ve özgür olacaksın

We're gonna rise, rise, rise
ayağa kalkacağız , yükseleceğiz, yükseleceğiz

Keep on rising
yükselmeye devam edeceğiz

And rise, rise, rise
Ve ayağa kalk, ayağa kalk, ayağa kalk

Uhmmmm uhhm
Uhmmmm uhhm

Rise, rise, rise
ayağa kalk, ayağa kalk, ayağa kalk

Keep on rising
yükselmeye devam et

And rise, rise, rise
ayağa kalk, ayağa kalk, ayağa kalk 


Basbakani Boyle Konusabilmeye Iten Secim Barajidir

Mohammed Bouazizi Tunus'ta kendini yakip da devrimi baslattiginda, olmeden once kendisini hastanede ziyaret edenler arasinda devrilmesine on ayak oldugu devlet baskani Ben Ali de vardi.. Husnu Mubarek ise, sonrasinda yargilanacagi devrimi baslatan gostericiler icin Asil Gencler sozlerini kullanmisti.. Diktatorler bile Basbakancilik oynayan bu adam gibi, demokratik duzene inanan yuzbinleri capulcu, ayyas, cerik curuk gibi tanimlamalarla asagilamadilar..

Politikalarin yuzunden anamiz agladi diyen ciftciye 'al anani git burdan' diyen de o degilmiydi zaten..


Basbakan, demokratik duzende muhtac oldugu halkina boyle yuksekten konusmaya ne kadar devam edebilir? Gozunu, getirmek istedikleri Baskanlik sistemindeki koltuga diken Erdogan nasil olsa halkin oylarina ihtiyac duymayacak artik.. Bu baskani kim sececek? Parlamento..

O yuzden bir sonraki secimler cok onemli.. Bu protesto dalgasini, politik bir guce donusturecek devinim lazim... Gosteriler hos, guzel ama ortak bir talep yok.. Istifa sloganlari disinda, is biraz eglenceye kacti.. Mesela secim barajinin kaldirilmasi talep edilebilir.. Su anda guc halkta, birsey istemek lazim! Sokaktaki halkin parlamentoda temsil edilmesi lazim!

Secim baraji kalksin artik..

Perşembe, Haziran 06, 2013

Capulcuyuz Gururluyuz:

Basbakan sureci yanlis yonetti, yine kendisine hakim olamadi ve birkac capulcu diye agzindan kacirdi sinirle.. Bu, direnisin 1 numarali motivasyon araci oldu.. Simdi herkes bagiriyor, gururluyuz cunku capulcuyuz..

Ulusal medyanin uyudugu ve daha da kotusu uyuttugu bir donemde, sosyal medyayla sahlanan yaratici, esprili, ve ulkesini seven gencler ulkeye bahar havasini getirdiler..Istedikleri sadece, bizi diger canlilardan ayiran ozellik olan insan haklarimizi, vatandaslik haklarimizi kisitlamak isteyen yonetimlerin beynine sen bizi yonetiyorsan ben var oldugum icindir dusuncesini sokmaktir..


Gezi Parki'ndaki agaclari kesip yerine sanki yeterince yokmus gibi AVM yapmak isteyenler, o agaclarin koklerinin Gezi Direniscileri vasitasiyla Turkiye Cumhuriyeti koklerine tutunmasini ve buradan bir direnis dogmasini sagladilar.. Bu direniste ozellikle son aylarda artan, ozel hayata mudahaleler de etkili oldu.. Son olarak Inci Pastanesi, Emek Sinemasi, AKM gibi sembollere uzanan ellere sonunda Gezi Direnisi ile dur dendi..

Diren Gezi: Yeni Neslin Ilk Defa kendini Ait Hissettigi Bir Hareket

Gezi Parkı eylemlerinin başlıca sebebi, yıllardır sandıkta seçim barajıyla engellenen küçük partilerin "bu ülkede biz de varız" isyanıdır..

%10 barajiyla gormezden gelinenler, simdi sokakta olanlardir.. Oyum bosa gitmesin zihniyetiyle, Meclis'e giren partilere oy vermeye zorlandilar.. Halktan korkmayin, halk marjinal bir orgut degildir.. Halk, icinde her turlu gorusu yasal cerceve icerisinde barindiran, adeta fikirlerin bir gokkusagi gibidir..



Sandikta kazananin, kaybedene zulmetmeye hakki yoktur.. Aile duzenine, yemesine-icmesine, TV'de izleyecegine, ne dusunecegine, ne okuyup ne okumayacagina karisilmasina, Milli degerlerinin yozlastirilmasina bu halk izin vermez.. Gazetecisine, ordusuna, memuruna, universite ogrencisine, kadinina, doktoruna kadar herkes kendi ozgurlugune konulan engellere direniyor..

Son 10 gundur yasananlar ile bu halk ozgurlugune verdigi degeri herkese gosterdi..Hareketin en guzel ozelligi de politik bir merkez tarafindan yonetilmiyor olusu oldu.. Cunku protestoda herkes kendinden bir sey buldugu icin yer aldi.. Apolitik olmakla suclanan liselliler ve universite ogrencileri de bu hareketi benimsediler ve yillardir ilk defa memleket meselelrini onemsediklerini gosterdiler..

Simdi yapilacak sey; yakmadan, yikmadan sivil direnise devam etmek.. Ta ki ulkeyi bugun yonetenler ve gelecekte yonetmeye talip olacaklar, bireysel ozgurluge verdigimiz onemi anlayana kadar..

Diren Gezi.. Diren Turkiye..

Salı, Mart 12, 2013

Dunyaya, Istanbul’un En Guzel Sehir Oldugunu Anlatan Adam: Edmondo de Amicis



Nils FILMER, Bodrum

Ilkokul yillariinda, odev olarak cogumuza verilen ilk kitapti belki de.. Mavi kapaginin uzerinde kocaman bir kirmizi kalp ve icinde buyuk harflerle Cocuk Kalbi yaziyordu.. Yaninda da biraz daha kucuk harflerle ‘Dunyanin En Faydali Cocuk Kitabi’ bilgisi eklenmisti, Italyan yazar Edmondo De Amicis tarafindan yazilan bu kitap icin..

En azindan kitabin bende bulunan versiyonu bu sekilde bir dizayna sahipti.. Zannedersem benim okudugum donemdeki tek versiyonu da zaten buydu, 1984’te Turkce’ye Babil Cecen ve Ayhan Ergun tarafindan cevrilmis olani.. Ancak 1990’li yillardan itibaren, De Amicis’in bu kitabi 23 kere degisik cevirmenler ve yayinevleri tarafindan yeniden Turkce’ye cevrildi.. Bu kadar cesitlilik olmasi, bize okutulan ilk versiyondan farklari neydi diye zaman zaman beni dusundurmedi de degil hani..


Neyse donelim, egitim otoriteleri tarafindan gelmis gecmis en yararli cocuk kitabi olarak gosterilen bu eserin yazarina, Edmondo de Amicis’e.. Cunku bahsetmek istedigim, yazarin bir baska eseri aslinda..

Amicis, 1886 Ekim ayinda yayinlanan bir cocuk kitabiyla unlenmis olsa da, 1870-1875 yillari arasinda cesitli gazetelerde gezi yazilari cikan ve halihazirda bu yonuyle taninan bir gazeteciydi.. Turkiye ile yollarinin kesismesi de iste o gazetecilik gunlerine dayaniyor Italyan yazarin.. Istanbul’a ressam Cesare Biseo ile birlikte gelen Amicis, bu surede elde ettigi izlenimlerini daha sonra kitaplastirdi ve eseri 1877 – 1878 yillarinda Constantinopoli adiyla 2 cilt olarak yayinlandi.. Kitapta gezi notlarinin yani sira arkadasi Biseo’ya ait 183 adet de gravur cizim bulunuyordu.. Yanlis anlasilmasin, daha sonralari yazacagi Cocuk Kalbi, veya orijinal adiyla Cuore’nin Turkiye’de populer olmasinin, yazarinin Turkiye’de gecirdigi zamanlar ve yazdigi kitapla ilgisi yok.. Cunku bu cocuk kitabi zaten Turkce’nin de aralarinda bulundugu 30’a yakin dile cevrilmis ve tum dunyada taninmisti..

Bircok tarihci tarafindan 19. yuzyilda Istanbul’u en iyi sekilde yansitan eser olarak da gosterilen Constantinopoli, Umberto Eco’nun da onsozuyle katkida bulundugu yeni versiyonuyla  2005’te basildi..


Istanbul’a gelen Amicis, notlarini birlestirip baskiya verdiginde birkac yil gecmisti.. Iste gecen  o yillari soyle anlatiyor; ‘’Abdülaziz hazretleri, karşılığında Anadolu’da bir vilayeti ödül olarak bana vermeyi teklif etse bile, bu imparatorluğun başkenti hakkında 10 satırı bile bir araya getirmeyi beceremezdim; büyük şeyleri anlatmak için arada mesafe olması gerektiği ne kadar doğrudur! Onları daha iyi hatırlamak için, önce unutmanız gerekir..’’ 

Edmondo de Amicis, Constantinopoli’nin bir bolumunde Istanbul’u su kelimelerle tasvir etmisti; "Istanbul güzeldir, fakat onun garabeti, güzelliğinden fazladır.. Insan bu şehirde ne yapacağını şaşırır, arzular birbiri üstüne yığılır ve zaman kaybolur gider.. Insan hem bütün ömrünü bu şehirde geçirmek ister, hem de çantalarını kaptığı gibi hemen ertesi gün ondan uzaklaşmak ister”..

Kitabin bir baska bolumunde ise bu tarihi sehre olan hayranliginin alti cizilidir Italyan gezginin; Gemi, Istanbul’a yaklasmaktadir ve kisa bir sure sonra sehrin ilk minareleri gorulecektir.. Iste o andan sonrasini gelin yine yazarin kaleminden okuyalim.. "İleri! diye bağırdı süvari. Gemi sarsıldı.. Krallar, prensler, Krezüs, dünyanın kudretli ve en zengin insanları, o anda hepinize acıdım; gemide bulunduğum yer, sizin bütün hazinelerinize bedeldi ve İstanbul'a bir bakışımı bile bir imparatorluğa değişmezdim.. İşte İstanbul! Muhteşem, muazzam, ulu İstanbul! Yaradana hamdolsun, yaratılmışa şan! Böyle bir güzeliği rüyamda bile görmemiştim!"

Goruldugu gibi, de Amicis ya yillar icinde duyduklarini, gordukleri ile birlestirince iki zit dusunceye de esit uzaklikta kaldi.. Cunku kitabinda ovguleriyle yergileri adeta dans ediyordu.. Ikinci bir ihtimal ise, bu buyulu sehirde gordukleri, kisa surede Italyan yazarin kafasini allak bullak etmeye yetmisti.. Ister, Musluman ve Turk kulturune bakis atan onyargili bir Avrupali yazar olarak dusunelim, isterse objektif bir gazeteci  olarak.. Yazdiklarini yine de her nokta ve virgulune kadar degerli buluyorum..

Yazarin izlenimlerinden  biri de bizi yine oldukca sasirticak cinsten; “Tetkîk ve tesbîtlerime göre İstanbul’un Türk halkı, Avrupa’nın en nâzik ve en kibar topluluğudur..” diyor Edmondo de Amicis.. 19. Yuzyildaki hemsehrilerimiz adina sevinmeli mi, yoksa sehrin bugunku emanetcileri olarak utanmali miyiz, karar veremedim..


Yazacaklarimin sonuna gelirken, nasil ki lezzetli bir yemegin sonunda icilen bir fincan Turk kahvesi gibi, Edmondo de Amicis’in Constantinopoli’deki guzel tarihi notlarini da kahve ile ilgili sozleriyle bitirelim.. Nitekim, de Amicis bu konuda da notlarinda iki cift kelam etmis; "Galata Kulesi'nin ve Beyazıt Kulesi'nin tepelerinde kahve vardır, vapurlarda kahve vardır, mezarlık içinde kahve vardır, resmi dairelerde kahve vardır, hamamlarda kahve vardır, çarşı içinde kahve vardır.. İnsan İstanbul'un neresinde bulunursa bulunsun, etrafına hiç bakmadan sadece bağırması yeterlidir, Kahve! Uç dakika sonra önünüzde bir kahve tütmeye başlar..’’

105. olum yildonumunde, cogumuzun hayatindan Cocuk Kalbi veya Istanbul kitabiyla gecmis olan Edmondo de Amicis’in anisina saygiyla..

Nils Filmer

Pazar, Şubat 17, 2013

Sorguc; Kavram Kargasasi


Herkesin bir gunde konusabilecegi kelimenin bi sinirlamasi olsa.. O sinir dolunca, agzi kapansa.. Herkes daha az ve daha anlamli mi konusurdu? Yoksa hic konusmayip sadece mesajlasmaya mi baslardik..

Modern mi olurduk, cagdisi mi.. Modern ne demek oluyor? Guncel ve gunun gerektirdigi sekilde olmak mi.. Konusmak bizi modern yapar mi.. Bizi hayvanlardan, diger canlilardan ayiran en temel ozellik mi gercekten konusabilmemiz.. Peki ya sadece konustuklarimizi uygulasak.. Asla uygulamayacagimiz seyleri hic soylemesek.. Pozitif seylerden bahsetmek agirlikta olsa.. Negatif seyleri, mecbur kalmadikca dile getirmesek.. Ama kime gore, neye gore pozitif, negatif? Baskasina gore pozitif olan, bana gore negatif olabilir mi.. Benim negatif dedigime, kac kisi pozitif derse ben yaniliyor olurum.. Telefonda da konusabiliriz.. Konustugumuz kisiyi biliriz, ama yuzunu gormeyiz.. Uzaktaki insanlarla mi daha cok konusuruz telefonda, yoksa o gun zaten gorduklerimiz, goreceklerimizle mi daha cok konusuruz.. Yuzyuze mi daha akicidir konusma, telefondayken duvara bakarak konustugunda mi ayni kisiyle.. 


Bir sonraki konuya ne zaman gecilir.. Kendi soyledigin bitince mi degisir, yoksa karsindaki mi degistirir konuyu.. Savunma veya hucum var midir konusmada.. Konusunca hangi organlarimiz harekete gecer.. Agiz, dil, ceneden mi ibaret, yoksa beyin, kalp ve digerleri de dahil mi.. Anlatsam mi, anlatmasam mi dedigimiz bir konuyu ne zaman anlatmak isteriz, kiminle paylasirsak sirrimiz guvendedir, bilmemesi gereken birine anlatacak kisiye mi anlatmayiz.. Cok konussak agzimiz bozulur mu.. Az konussak, konusmayi unuturmuyuz.. Insan kendine yakisani mi soylemelidir yalnizca.. Bazen de igrenclesir mi insanoglu konusurken.. Igrencligin tersi nedir.. Tersi olmayan bir kelime evrende sonsuza kadar yasar mi.. Sacmalamak bir ihtiyacmidir.. Evetse, hayat sacma oldugu icin olabilir mi.. Bir ihtiyac degilse, sacmalayanlar bunu neden yapar.. Ayiplanmamak icin sacmalamayanlar, sacmalayanlardan daha mi masumdur.. Yasama amacimiz masum olmak midir.. Konusarak gunahkar olunur mu.. Insan kendine yakisani mi soylemelidir yalnizca, sacmalamamak adina..

Bugunluk yeteri kadar sacmalamis olsam, konusabilecegim kelime sinirina gelmis olsam, agzim kapanmis olsa.. 

Yine de bunlari dusunurdum..

….

Nils Filmer

Perşembe, Ocak 31, 2013

Mahatma Gandhi: Hindistan’dan Tum Dunyaya Yayilan Bir Isik

Nils FILMER, Bodrum
 
 
Insanlik tarihi binlerce yildir dunyanin gordugu milyarlarca insan arasindan, her cagda bazi ozel olanlarini digerlerinden farkli bir yere koyuyor.. Bu insanlar, birey olarak yasadiklari sure disinda, kendinden sonraki yillarda yasayacak insanlarin da haklarini savunarak, onlarin daha adil, daha insani ve esitlikci birer yasam surmeleri icin caba sarfediyorlar.. Bunlardan biri de, gectigimiz yuzyilin onemli liderlerinden biri olan Mahatma Gandhi..

 
Hindistan’in ozgurlesme mucadelesinde, siddet icermeyen pasif direnis hareketiyle hem ulkesinin bagimsizliginı kazandıran, hem de dunyanin bircok degisik cografyasinda yasayan ozgurluk savunucularina da ilham kaynagi olmus Hintli dusunce adami ve lider Mohandes Karamchand Gandhi, veya bilinen adiyla Mahatma Gandhi oldurulusunun 65. Yildonumunde Hindistan’da ve tum dunyada aniliyor.. Yasadigi sure boyunca, insanlari siddetten, korku ve huzursuzluktan uzak tutmayi amaclamis, milyonları ruhani felsefesiyle de etkilemistir..

 
Gandi, ozellikle bariscil olarak adlandirilabilecek fikirleri, siddete her zaman karsi cikmasi ve temelinde insan hak ve ozgurluklerini savunan felsefesi ile kisa zamanda populerlesti.. Gandi’nin bu fikirlerine kendi sozlerinden bir ornek olarak; ‘Evimin dort duvarla kusatilmasini, odamin pencerelerinin perdelerle sikica ortulmesini istemiyorum.. Butun kulturlere ait ruzgarlarin evimin icinde serbestce esmesini istiyorum.. Ancak, bu ruzgarlarin herhangi birisi tarafindan ayagimin yerden kesilmesini de kabul etmiyorum’ dusuncesini verebiliriz..


 

Gandi’nin yukselisi ilk olarak Guney Afrika’da, Hint asilli toplulugun haklarini savundugu calismalariyla başladı.. Aslinda G.Afrika’da ikinci sinif birer vatandas olarak gorulen Hint asilli kisilerden biri de kendisiydi.. Gandi’nin, gunluk yasamda bizzat kendi basina gelen haksizliklar, ileride onun gelistirecegi, halki daha iyi yasam kosullari icin sosyal olarak orgutleyecek politikalar uzerinde dusunmeye itmisti onu.. Ornegin Gandi’nin elinde, 1. mevki tren bileti olmasina ragmen, 3. mevkiden yukarisinı kullanmasına izin verilmiyordu.. Bunun yaninda, istedigi her otelde konaklama şansı da yoktu. Giyinis tarzinin begenilmemesi, çeşitli defalar çıktığı mahkemelerde kendini savunmasinda ona zorluklar yasatiyordu.. Yasadigi bu ayrimciliklar, ileride onun Hint halkinin, somurgeci Britanya Imparatorlugu’na baskaldirmasina kadar varacak halk hareketi icin bir zemin hazirliyordu.. Gandi de ilk olarak Guney Afrika’daki Hintlileri tek bir cati altinda toplayacak siyasi bir olusum kurmaya karar verdi.. Bu hareketi, G.Afrika’daki beyazlarin buyuk tepkisini cekmisti.. Ocak 1897’de kendisine saldiran beyazlardan olusan bir grup ile mahkemede karsi karsiya geldi, ama onlardan sikayetci olmadi.. Bu da onun diger önemli vasiflarindan birinin tezahuruydu, affedicilik, ve intikam duygusuna sahip olmamak..

1906 yilinda G.Afrika hukumeti, Hint azinligi da zorla kayit altina almayi gerektiren bir yasa cikarinca, Gandi, Hint nufusla birlikte pasif protesto yontemlerini ilk defa uygulamaya koydu.. Buna gore siddetten uzak protestolarda, Hint asıllılar işyerlerinde grev yapacak, kayit olmayi reddedecek, kayit altina alinmis olanlar da resmi kayit belgelerini imha edeceklerdi.. Hint asilli vatandaslar arasinda bu tip sosyal baskaldirilari yogunlastiran Gandi, sivil itaatsizlik plani basarili sonuc verince ulke yonetimini kendisiyle uzlasma yapmaya mecbur birakmisti.. Gandi’nin bu hareket temeliyle olusturdugu dusunce akimina, daha sonra Satyagraha (gercege baglilik) adi verilecekti..

Mahatma Gandi, Güney Afrika'da geçen yılları boyunca Johannesburg'da yaşadı.. 1907-1909 yillari arasinda, Gandi’nin bu şehirde beraber yasadigi kişi Yahudi asilli bir Alman vatandasi olan Hermann Kallenbach'tı.. İkilinin arasinda, daha sonraki yıllarda yaşanan mektuplasmalar, Gandhi’nin 65. Olum yildonumu olan dün, kamuoyuyla kısmen paylasildı.. Onlarca yazismadan olusan koleksiyon, gecen yil Londra’daki Sotheby’s muzayede evinde satisa cikmak uzereyken, Hint Hukumeti tarafindan onceden satin alinmisti. Sanirim Hindistan Hukumeti’nin, bu belgeleri bu kadar onemle istemesinin altinda yatan nedenlerden biri de Gandi ile Kallenbach arasindaki iliskinin, tarih boyunca hep dedikodularla degisik yonlere cekilmesiydi.

Ancak dün aciklanan yazismalarda, Mahatma Gandi’nin yalnizca siyasi ve ruhani fikirleri ağırlıktaydı.. Onun ozel hayatini veya Hermann Kallenbach ile olan ilişkisinin boyutu hakkında detay verecek satırlar yoktu.. Kaldi ki Hint toplumunda ozellikle, maddiyat karsiti fikirleriyle taninan Gandi’nin, zaman zaman ozel esyalarinin satildigi muzayedeler bile ulkede buyuk tepki topluyor. Hint halki bu muzayedelerle onun anisina saygisizlik yapildigini dusunuyor.. Bu yuzden halka aciklanan mektuplarda, onu dusunceleri ve ideolojisiyle hatirlamak isteyen milyonların bakis acisinin gozetildiği aşikar..

‘Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsını karşılamaya yetecek olanı değil.’ (Mahatma Gandi)

G.Afrika’da basariyla uyguladigi politikalarini, ve ruhani filozofisini kendi topraklarina, yani Hindistan’a tasimayi basaran Gandi, tarihte daha önce belki de hic duyulmamis bu silahsiz ayaklanma yontemiyle halkini orgutlemeyi basarmis, ve uzerinde gunesin batmadigi topraklar olarak anilan Britanya Imparatorlugu uzerinde kara bulutlarin dolasmasina yol acmisti..


 

30 Ocak 1948’de fanatik bir Hindu tarafindan aksam uzeri, bir duayi yonetmeye giderken 17.12’de vurularak olduruldu, Ulus’un Babasi olarak adlandirilan buyuk lider Gandi.. Saldirgan, 36 yasindaki Nathuram Vinayak Godse, ulkedeki Hindu, Musluman ve Sihleri birlestirmeyi amaclayan Gandi’yi oldurmesinin nedeni olarak Pakistan’i ve Musluman Hintlileri cok fazla onemsedigi icin suikasti gerceklestirdigini aciklamisti.. Godse ve kendisine yardim eden bir kisi, suikasti takiben yargilanarak 1949’da idam edildiler..

Gandi’nin kaybinin ardindan, cesitli kesimlerden onun dunya halklari icin onemini anlatan yorumlar geldi.. Unlu fiizikci Albert Einstein, Gandi icin ‘O, politika dunyasinda, insanligin etik ve ruhani gelisimi ve daha parlak bir insanlik tarihi icin cabalayan tek devlet adamiydi’ diyerek Hintli lidere ovguler duzmustu.. Yine unlu Irlandali oyun yazari Bernard Shaw ise, ‘Fazla iyi olmak, her zaman cok tehlikeli olmustur’demisti Gandi suikastinin ardindan, onun anisina..

Tum hayati boyunca; silahlardan, siddetten ve nefretten uzak bir bagimsizlik savasi veren Mahatma Gandi ulkesine kazandirdiğı ozgurluk disinda, Hindistan’dan tum dunyaya da yayilan bir sosyal kareketin de isigin kaynagi ve tum dunya halklarinin daha adil bir dunya icin yaptigi hak arayisinin uluslararasi sozcusu olmustur..
 

Nils Filmer