Cumartesi, Ocak 19, 2013

Mimiklerin Krali: Danny Kaye



Nils FILMER, Bodrum

Bir 18 Ocak gunu dogan, tarihin en unutulmaz komedi figurlerinden biri olan Danny Kaye’in dogumunun  100. Yildonumu tum dunyada anildi, aniliyor bugun.. Olaganustu mimikleriyle tipten tipe girebilen bu sevimli adam, hem sinema, hem de eglence dunyasinin tamaminda derin izler birakti.. Ulkemizde de, sanirim 1990’li yillarin basinda hemen her yilbasi arefesinde, Danny Kaye’in yonetimindeki dunyanin en komik orkestrasini izlerdik.. Bu, biraz da TRT’nin klasik muzigi sevdirme politikasi cercevesinde yayinladigi filmlerdi aslinda.. Maestro Kaye olunca, ortaya da doyumsuz bir muzik ve komedi ziyafeti cikardi.. Yuzumde tebessum ile hatirliyorum..

Onun yillar once Pazar sabahlari, ailece TV basinda olunan zamanlarda ekrandaki varligi, simdilerde yayin doldurmak icin abuk subuk programlar bulan hem TRT hem de diger kanallarin uzak durdugu kulturel bir lukstu.. Belki de o yuzden, bizim kusagimizdan olanlar icinde bircok kisiye rastlayabilirsiniz; ‘Danny Kaye benim cocukluk kahramanimdi’ diyebilene.. Bugun ise onu hatirlayan bizler disinda, bilen yeni kusak mevcut mu? Supheliyim.. Devlet televizyonunda klasik muzigi sevdirmek gibi ideallere bugun rastlamak, ne de olsa cok cok zor maalesef..

Danny Kaye’i anarken, biraz da bizim ulkenin gecirdigi bu degiskenlik geldi aklima.. Ancak gunumuzde benzer guzel bir projeye ozel sektorde rastlamak da mumkun, belirtmeden gecemeyecegim.. Borusan Filarmoni Orkestrasi birkac yildir zaman zaman uyguladigi Konuk Sef uygulamasiyla, seyircileri klasik muzik salonlarina davet ediyor.. Medyada en cok yer bulanlarindan biri de Cem Yilmaz’in konuk sef oldugu konserdi.. Yilmaz, Kaye’i birebir taklit ekmekle elestirildiyse de bu en azindan onu tanimayanlar icin bir fikir olmustur, bence sakincasi yok..


1913 yilinda Brooklyn New York’ta, Ukrayna asilli gocmen bir ailenin cocugu olarak dogan David Daniel Kaminsky, nam-i diger Danny Kaye; basarili sinema, muzik ve komedyenlik yonleri bir tarafa ayni zamanda UNICEF tarafindan 1954 yilinda, yine bir 18 Ocak gunu ona verilen UNICEF Iyiniyet Elcisi unvaniyla da tarihe adini yazdirdi.. Kaye bu unvani, 1987’deki olumune kadar tasiyacakti.. Tarihte ilk defa birisi, cocuklar icin Iyiniyet Elcisi olarak secilmis ve bu gelenegi baslatan isim olarak secilmisti Kaye.. Zaten kendisi de ilerleyen yaslarinda verdigi roportajlarinda  hayatindaki en onemli odulu, UNICEF ile yaptigi calismalar olarak tanimlamisti.. Bakin Danny Kaye, cocuklari nasil tarif etmis: ‘Inaniyorum ki, cocuklar petrolden daha kuvvetli, nehirlerden daha guzeldir ve bir ulkenin sahip olabilecegi kaynaklarin en degerlisidir.’

100. dogum yildonumunde bu sekilde hatirladim Danny Kaye’i.. Daha uzun yillar da unutulmayacak bir yildiz.. Iste onun sahnedeki performansindan bir kesit;


Son soz; usta sanatciyi en iyi anlatabilecek kisiden gelsin.. Kizi Dena Kaye babasini anlatiyor.. http://www.aarp.org/entertainment/style-trends/info-01-2013/danny-kaye-100-photos.html#slide1 

Perşembe, Ocak 17, 2013

Bugun 32. ve Son Gun : Mehmet Ali Birand



   Turkiye, en iyi gazetecilerinden birini kaybetti bugun.. Oyle biri ki, olumuyle toplumun her kesiminden uzuntu mesajlari yagdi ekranlara.. Onu hep guleryuzuyle hatirlayan arkadaslari, meslektaslari guzel anilarini paylastilar gece boyunca.. 
   Onu ilk olarak, dunyada ulasilmaz gibi gorunen liderleri, kucuk bir kutunun icinde evlerimize tasidigi roportajlariyla tanidik.. Yaklaşık 1 saat suren programlari o kadar akici ve merak uyandirici olurduki, baslamasiyla bitmesi bir olurdu ama sanki kendi bilgi birikiminden ve akillica hazirlanmis sorulardan dunya gundemi ‘zip’lenmis gibi bize aktarilirdi o kisa surelerde.. 
    En guzeli de sloganiydi.. Her hafta programi bitirirken, o her zamanki tatli mimikleriyle soyle derdi Birand: 'Aman haftaya kimselere randevu vermeyin!’..
 

     Degisik uslubu ve haber acisindan doyurucu, zengin icerikli yayinlarinin yaninda, yetistirdigi bircok basarili gazetecinin, bayragi onun biraktigi yerden ileriye tasiyacagini bilmek guzel.. Bu bayrak yarisinda pusulalari suphesiz ki Mehmet Ali Birand’dan ogrendikleri meslek ogretileri olacaktir..
    O giderken de, yeni rolunde alistigimiz aksam haberlerini es gececek degildi ya.. 18.29’da kaybettik M.Ali Birand’i.. Birer rakip olmaktan cok, ebedi dostlarindan Ali Kirca’nin da dedigi gibi; bugun sadece Kanal D Ana Haber bultenini degil, butun haber bultenlerini o acti ve yaptigi son haber de kendi vedasi oldu..
    Muhabirligi, belgeselleri, kitaplari, o meshur 32. Gun programi, Galatasarayliligi ve en son da Anchormanligi ile iz birakti bu dunyada.. Sevgiyle aniyorum kendisini, Birand’in hayat seruveninin 32. Gunu'nde..

Sokaktaki bir Adam, Nils Filmer


Salı, Ocak 15, 2013

‘’Vardim, Varim, Var olacagim’’: Rosa Luxemburg



Unlu dusunur, ekonomist ve politikaci Rosa Luxemburg ve yol arkadasi Karl Liebknecht’in katledilisinin de yildonumunu gosteriyor takvimler bugun.. Tam 94 yil oncesi.. Fikirleri nedeniyle defalarca hapse girmis olan Luxemburg, Ocak 1919’da yasanan gerici ayaklanmanin, sol gorusu yok etmek amacli saldirilari sonucunda suikasta kurban gitmisti.. 

Donemin gonullu, yani paramiliter orgutlerinden Freikorps tarafindan yakalandilar.. Bir nevi kelle avcisi olan bu kisiler tarafindan da ayni gece iskence edilerek katledildiler.. Rosa’nin cesedi Landwehr Kanali’na atildi, Liebknecht ise basindan vurularak olduruldu..


Olumunden sadece 1 gun once, son yazisinda ironik bir sekillde soyle demisti Luxemburg: ‘'Berlin'de duzen hukum suruyor. Surdurulmesi icin durmaksizin yeni kanlarin dokulmesi, yeni katliamlarin yapilmasi  gereken bir duzen’'.. Son yazisindaki sivri uslubunun kendi damarini da kesecek ve bahsettigi dokulen kanlara kendi kanini da katacak cizgiyi gectigini coktan farketmisti.. Artik umutsuzca, hevessiz yaziyordu cunku..

(Asagida, 2010 yilinda Claire Diterzi'nin Luxemburg anisina yaptigi Rosa la Rouge sarkisinin klibini izleyebilirsiniz)..


Iste bu dusunuru rahatsiz eden, ideolojisini bu yonde gelistirmeye yonelten, Donemin Avrupasi’na bir goz atmak icin su yaziyi tavsiye edebilirim;  http://www.toplumsol.org/15-ocak-1919-vardim-varim-var-olacagim/  (Yesim Dincer – Toplumsol)

Son yazisinda yazdigi gibi, Vardi, Var Oldu ve Hep Var Olacak..
 
Nils Filmer

Tiyatrodan Spora, Muzikten Sinemaya Bir Omur: Lale Oraloglu




Lale Oraloglu (8 Eylul 1924, 15 Ocak 2007)


6. olum yildonumunde unlu oyuncu ve milli sporcu Lale Oraloglu ile ilgili kucuk bir derleme.. Oraloglu’yu kaybettigimizin ertesi gunu Bianet’te cikan yazisinda Ugur Yuksel soyle anlatiyordu degerli sanatciyi; ‘Tutkusu o küçük bedenden taşan bir kadındı. Kahkahası, her an karşısındakine bulaşacak deliliği ve çılgın bakışları onu herkesten başka kıldı’. (Deli Kahkahasi, 16 Ocak 2007 – Ugur Yuksel- )


Tiyatroda, sinemada yakaladigi basariyi daha oncesinde sporda da yakalamasi, belki herkes tarafindan bilinmez.. Koyu bir Galatasarayliydi, ve bu forma altinda 1951-1957 yillari arasinda Turkiye Kurek Sampiyonluklari kazanan takim kaptani Oraloglu, yuzmede de 400 metrede Turkiye sampiyonlugu kazanmis; spor tutkusu ona bir de gulle atmada Turkiye ikinciligi getirmisti..


Lale Oraloglu’nun dolu dolu hayati gercekten hayran birakacak nitelikte.. 7 yasinda calinan piyano, konservatuarda piyano ve san bolumlerinde calisma, tiyatro ve sinemaya gecis, yonetmenlik ve senaryo calismalari, ve iste o rekorlar, sampiyonluklar ile parlak bir spor hayati.. Daha anlatilacak bircok basarisi oldu sanatcinin.. 

Edebiyat Fakultesi’nde Ingiliz Filolojisi mezunuydu.. Oraloglu ayni zamanda gazeteciydi de.. Uluslararasi festivalleri, gidip yerinde takip eder ve gazetede okurlariyla paylasirdi.. Hepsinin otesinde bir anneydi Lale Oraloglu, kendisi gibi sanatci kizi Alev Oraloglu’nun adini verdigi bir de film sirketi, Alev Film’i kurmustu.. Kizim adinda bir polisiye kitabi da Hurriyet Yayinlari tarafindan yayinlanmisti..


Gelin, Oraloglu’nun hayatindan detaylara su guzel yazida bir daha goz atalim hep beraber http://eski.bianet.org/2007/01/16/90284.htm

Turkiye'nin degerlerinden, kolay kolay dunyaya gelmeyen cok yonlu bir sanatciyi hatirlatmak, ve kendim de yeniden hatirlamak istedim.. Yaziyi bitirirken asagidaki linkten Lale Oraloglu’nun 1961’de Turk Filmleri Yarismasi’nda En Iyi Kadin Oyuncu Odulu kazandigi Kirik Canaklar filmini bulabileceginizi hatirlatirim.. Iyi seyirler :o)



Nils Filmer