Gumusluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gumusluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 29, 2013

Kardak'ta Psikolojik Savasin Tum Detaylari ve Bir Dahi; Inal Batu

Nils Filmer, BODRUM

Bir onceki (27 Ocak 2013 tarihli) yazida, bundan 17 yil once bu topraklarda, Bodrum’a bagli Gumusluk beldesinin sadece birkac mil aciginda, yer alan yaklasik 40 donum yer kaplayan Kardak Kayaliklari’nda, savasa ne kadar da yaklastigimizi, o gunden hatirladiklarimla aktarmistim.. Bir gemi kazasini takiben, kurtarma calismalari ile baslayan kita sahanligi ve kara sulari tartismasi, kisa zamanda Turkiye ve Yunanistan arasinda buyuk bir krize donusmustu.. 1 ay boyunca iki taraf da geri adim atmayinca, savasin esiginden donulmustu.. Yıllar geçtikçe yazılan tarih sayfaları, o günü yaşayanların anıları sayesinde, zamanla satır aralarında kalanlarin da anlatılmasiyla gun yuzune çıkti..
Iste o yazili tarih, yillar once yasadigimiz olaylarin bazen hic de aslinda dusundugumuz kadar kolay gerceklesmedigini gosteriyordu.. Bugunku yazim, Kardak olayinda, 1996 Ocak ayında tam olarak neler olmuştu ve o günden bu yana Kardak Krizi ile bağlantılı yaşananlar hakkında küçük bir arastirma aslinda.
Başlangıçta olayin gelisimine bir goz atalim.. Cimento yukunu Canakkale’den Israil’e goturen Figen Akat adlı yük gemisi, 25 Aralık'ta fırtına yüzünden kayaliklarda karaya oturdu.. Mürettebat önce yardım istememişti.. Ilk yol olarak kendileri kurtulmaya calisti.. Iki ulke Disisleri de karsilikli notalarla, birbirlerini olaya karismamalari konusunda diplomatik dilde uyarmislardi. Ancak Yunan sahil guvenlik botlari, gemiyi coktan uzak izlemeye alip, her hareketlerini kayda almaya basladilar.. Sirket yetkilileri, kayaliklardan kurtulmanin yolunun, yukun bir bolumunu denize dokup gemiyi hafifletmek olduguna karar verdiler.. Cimento dokum isleminin baslamasiyla da, o zamana kadar gemiyi uzaktan takip eden Yunan botlari olaya mudahil oldular.. Gemiye silahli Yunan askerleri cikti.. Prosedur geregi, kurtardiklari gemiyi, yedege alip en yakin Yunan limanina gotureceklerdi..


Ancak Yunan mudahalesinin hemen akabinde Figen Akat murettebati, Yunan botuna bagli olduklari celik halati kesince serbest kalan yuk gemisi, basarili bir manevrayla Turk karasularina gecerek Turk Sahil Guvenlik botlarinin savunmasindan yararlandi ve hasarli gemi kurtarilarak Gulluk limanina cekildi.. Olayin da ilk asamasi bu sekilde sona erdi..

Olay yasandigi sirada, Deniz Kuvvetleri Komutanligi gorevinde bulunan kisi, Guven Erkaya’ydi.. 28 Subat surecinde de bu gorevde olan Erkaya, ayni zamanda Kibris harekati sirasinda Turk ucaklari tarafindan yanlislikla vurulan Kocatepe muhribinin komutanligini yapmisti.. 2000 yilinda hayatini kaybeden Erkaya, Kardak Krizi sirasinda, geminin ilk kurtarilma asamasindan sonra olayin henuz bitmedigini ve Yunanistan’in tansiyonu tekrar tirmandirabilecegini Genelkurmay’a raporlamisti..

Kardak Krizi, meydana gelis zamani acisindan da enteresandi.. Yunanistan’da secimler yeni yapilmis ve Kostas Simitis yonetimin isbasina gecmesi tam da Kardak Krizi’nin ortalarina denk gelmisti (19 Ocak 1996).. Olay Turk tarafinda biraz daha itidal ile karsilanirken, kriz Yunanistan’da tam anlamiyla secimin kazanani ve kaybedenleri arasinda milliyetci soylemlerin havada ucusacagi bir tartismayla korukleniyordu.. Basin da, Simitis hukumetinin uzerine gidiyordu.. Turklere ‘toprak kaybetmek’, henuz yeni olan hukumetin sonu olurdu. Bu tehlikenin farkinda olan hukumet, ozellikle Disisleri Bakani Theodoros Pangalos ile soylemlerini sertlestirmeye baslamisti.. Sertlesen mesajlar, Turk tarafinda da kisa zamanda yanki bulunca, karsi hamle gecikmedi ve donemin Basbakani Tansu Ciller ile Disisleri Bakani Deniz Baykal’dan da ustuste milliyetcilik kokan yorumlar gelmeye basladi. Yunanlilara bir ‘cakil parcasi’ dahi verilemezdi..

26 Ocak gunune gelindiginde savasa gidebilecek o korkunc hamle yapildi.. Ozellikle iki ulke basininda, milliyetci mesajlarin havada ucustugu bir gunun ertesinde, Gumusluk sahiline en yakin ada olan Kalimnos’un Belediye Baskani, beraberindeki bir papaz ve Antenna kanali ekibiyle birlikte Kardak’a cikarak Yunan bayragi dikti ve akabinde Yunan medyasi savasi kazandigini ilan etti.. Ancak sagduyudan uzak asiri gorusluler her iki tarafta da vardi.. Bu provokatif hareketin ardindan, Hurriyet Gazetesi’nden 2 Turk gazetecinin helikopterle adaya ulasip Yunan bayraginin yerine Turk bayragini dikmesi ile tansiyon biraz daha yukseldi.. Simdi zafer ilan etmme sirasi Turk medyasindaydi.. Milliyetci munferit hareketler ve basinin pompalamasin yaninda , her iki tarafin siyasileri de kendilerini tutamiyor ve asker ile diplomatlarin isini zorlastiriyorlardi.. 


O gunlerde Emekli Buyukelci Inal Batu’nun sagduyulu yaklasimlarini digerlerinden ozellikle ayirmak gerekir.. O donem Disisleri Bakanligi’nda mustesar olan Batu, cizdigi yol haritasiyla krizden cikilmasinda basrollerden birine soyunmustu..

Simitis Hukumeti, ulkesindeki savas atmosferi ve muhalefet ile basinin da bastirmasiyla operasyon icin dugmeye basmisti.. Turk gazetecilerin adaya diktigi bayragi indirterek yerine bir kez daha Yunan bayragini dikilmesiyle sonuclanan askeri operasyon ile ada yeniden Yunan tarafina gecmis, bayragi ise artik silahli askerler korumaya almisti.. 

Ankara’da hemen kirmizi alarm verildi.. Sivil ve askerlerden olusan acil toplantida Basbakan Tansu Ciller, Disisleri Bakani Deniz Baykal, Deniz Kuvvetleri Komutani Guven Erkaya, ile birlikte Onur Oymen, Inal Batu, Cevik Bir ve diger ust duzey Disisleri yetkilileri de bulunuyordu.. Toplanti sonrasi verilen mesaj netti; diplomatik yolla cozulememesi durumunda askeri guc kullanmakta sakinca gorulmuyordu!
Ciller’in toplantida askerlere yonelik sordugu, ‘askeri bir operasyona hazir miyiz?’sorusuna, Erkaya’nin verdigi cevap aslinda gerilimin ne kadar had safhada oldugunu gosteriyordu: ‘Esas, siz hukumet olarak Yunanistan ile girilebilecek genel bir savasa hazir misiniz?’.. Iste o anda krizi cozecek olan adim, emekli buyukelci Batu’dan geldi.. Ortada 2 adacik vardi.. Birinde silahli Yunan askerleri vardi, ancak digeri bostu.. Inal Batu’nun kafasindaki cozum akillicaydi; ‘Neden ikinci adayi ele gecirmiyoruz?’


Savasin esiginde olan iki ulkenin, boyle bir hamleyle direkt carpisma ihtimali de azalacakti.. Ancak hukumet kanadi, israrla Yunan askerinin oldugu kayaligin ele gecirilmesi fikrinde diretiyordu.. Toplantida alinan karar, Yunan askerlerinin bulundugu adaya mudahale edilecegiydi.. Kardak Krizi’nde artik sona yaklasiliyordu, ama Turk-Yunan Savasi’nin baslamasi da artik an meselesiydi.. Zirve cikisinda konusan yine Ciller oldu; ‘ Bu bayrak inecek, bu asker gidecek!’ dedi en sert ses tonuyla..

Ayni gece ABD’de de onemli bir toplanti yapiliyordu.. Beyaz Saray’da Kibris ozel temsilcisi Richard Holbrooke ve ekibi Kibris konusunu gorusmeye hazirlanirlarken, gelen istihbarat raporlari Turkiye ile Yunanistan’in Ege’de savasin esiginde olduklarini soyluyordu.. Beyaz Saray'da da hemen kirmizi alarm verildi ve konunun ciddiyeti Baskan Clinton’la paylasildi.. Hemen siyasi refleks geregi mekik diplomasisine baslandi ve Clinton; Simitis, Demirel ve Ciller ile ayri ayri gorustu.. Taraflara arabuluculuk yapmayi onerdi..


Ertesi gun, onceki toplantida alinan kararla ilgili geri sayim devam ederken, Ankara yeniden, yapilacak operasyonu gorusmek uzere biraraya geldi.. Son degerlendirmeler ve alternatifler degerlendirildi.. Inal Batu’nun stratejisi hala en mantikli bulunaniydi.. Bu sefer daha guclu bir sekilde savunulan fikir icin hukumet de ikna edildi.. Planin detaylari hazirlandi.. Buna gore tamami subaylardan olusacak SAT komando timi, gece 00.00’da baslayacaklari operasyon ile adalar etrafindaki 24 adet Turk ve Yunan askeri gemisi ile Dogu Kardak adasindaki Yunan askerlerinin arasindan sizarak bos olan Bati Kardak adasini ele gecirecekti.
Istanbul’dan gelen 22 kişilik deneyimli SAT ve SAS Komandolari, Gumusluk sahilinde son hazirliklarini yaparken, olasi bir basarisizlik veya catismaya donusebilecek bir durum gozonune alinarak Gumusluk ve Kadikalesi’nde Kardak’a hakim olan tepelere ucaksavar ve top bataryalari yerlestirilmisti.. Savas adim adim yaklasirken son umutlar Batu’nun planinin islemesine baglanmisti.. ABD son kez iki tarafi da caydirmak icin arabuluculuk yapiyordu.. Holbrooke; Pangalos ve Onur Oymen ile gorusuyordu.. Bir ara yapilacak operasyonun ertelenmesi bile dusunuldu.. Ancak, Baykal bu operasyondan donus olursa kararliligin zaafa ugrayacagini ve Turkiye’yi aciz gosterecegini dusunuyordu. Artik ne olursa olsun sizma operasyonu baslayacakti..

31 Ocak gecesi, Gumusluk ve yakinlardaki koylerde savas atmosferi hic olmadigi kadar net hissediliyordu artik.. Hatta son birkac gundur geceleri karartma da uygulaniyordu.. SAT komandolari yapacaklari operasyon icin Gumusluk yalisina geldiler.. Yola cikmak icin tum hazirliklar tamamlanmak uzereydi.. Saatler tam geceyarisini gosterirken 2 bottan olusan 6'şar kisilik timler yola cikmisti. Timlerin önünde, duruma gore 1-1,5 saatlik bir yol bulunuyordu.. Ekipler yola cikmasina ragmen diplomasi trafigi de durmaksizin devam ediyordu.. Hala operasyondan vazgecilme ihtimalleri tartisiliyordu. Ancak biliniyordu ki, eger simdi geri donulurse operasyon bir daha hic yapilamayabilirdi.. Ve devam karari alindi.. Operasyona Yunus-1 adı verilmişti..

Saatler 01.32’yi gosterirken Ankara’da yine telefon caldi.. Arayan Gumusluk’tu ve Yunus-1 operasyonun basariyla sonuclandigini, Batı Kardak'ın alındığını Ankara’ya resmen duyuruyordu telefonun ucundaki ses.. SAT komandolari her iki taraftan tek bir kursun atilmadan Bati adasina cikip Turk bayragini dikmisti. Batu hakli cikmisti.. Durumu kamuoyuyla paylasan kisi Deniz Baykal oldu.. Disisleri makamindan disari cikarak gazetecilere zaferi duyurdu..


Bu sefer hamle sirasi Yunanistan’daydi.. Atina operasyonun sokunu yasiyordu.. Bunun nasil gerceklesmis olduguna anlam veremiyorlardi.. Yıllar sonra, 2005 yılında dönemin Yunanistan Başbakanı Simitis'in "Yaratıcı Bir Yunanistan İçin Siyaset" kitabında Kardak'a ayırdığı bölüm bir itiraf niteliğindeydi.. Simitis, olay gecesinde yaşanan 4 saatlik kayıp bir zamandan ve bu sürede Türk tarafının operasyonu kendilerinden habersiz A'dan Z'ye bitirdiklerini anlatıyordu anılarında.. Bu, Yunanistan için büyük bir zaaftı ona göre..

Olay gecesine dönelim.. Yunan Ordusu, hala durumdan emin degildi.. Hemen bir kesif ekibi hazirlandi.. Yunan helikopteri Bati adasina yakindan bakacakti.. Havalanan helikopter gorevini tamamladiktan kisa bir sure sonra havada arizalandi.. Helikoptere en yakin olan Yavuz tipi firkateynimiz, telsiz konusmalarindan olayin ciddiyetini anlayarak pistini, arizali Yunan helikopterine tahsis edebilecegini ve acil inis yapabilecekleri teklifini yoneltti. Yunan kurmaylari bu teklifi aninda reddetti, ancak helikopter kurtarilamadi, 2 murettebat hayatini kaybetmisti.. Bu elim kaza da yaklasik 1 ay kadar suren Kardak krizinin ilk ve tek can kaybiyla sonuclanan olayiydi.

Kardak krizinden yıllar sonra, olayda aktif görev alan askeri yetkililerden basına verilen bazı demeçlerde, tüm detaylar olmaksızın bazı askeri sırlara da yer veriliyordu.. Burada Simitis'in cevabını aradığı o 4 saatlik kayıp dilime neyin sebep olduğu da az çok anlaşılabiliyordu. Buna göre, Yavuz tipi fırkateynlerimizden biri olan F242, Elektronik Harp sistemine sahipti, ve sırf düşmanın savaş görüşünü sabote etmekle görevli personele sahipti.. 7 kişilik elektronik harp ekibi, 2,5 saat boyunca çalışarak F242'den Yunan gemilerine karşı elektronik sistemlerini bozucu saldırılar yaptılar ve bu sayede Yunan Donanması, sızma hareketinden haberdar olamadı..

ABD’nin de bastirmasiyla 2 taraf da adalari 1 Şubat sabahı 08:00'a kadar es zamanli olarak terk ederek Kardak krizini sona erdirdiler.. Olay, Yunan Donanması'nın büyük prestij kaybetmesine yol açtı ve takip eden günlerde, 7 Şubat 1996'da Yunan Genelkurmay Başkanı Hristos Limberis görevinden alındı..
Kardak Krizi'nden sonra yaşanan bazı haberler ise gerçek olmaktan uzakti.. Olayı büyük bir milli fiyasko olarak gören Yunan tarafında, bazı odakların intikam yemini ettikleri iddia ediliyordu.. 1 Şubat'ta sona eren kayalık krizinin ardından, her iki tarafın da gemi, helikopter ve uçakları zaman zaman devriye görevleri için Kardak yakınlarında manevralar yapıyordu. Bu yüzden tatbikatlar ara verilmeksizin sürüyordu..

Kardak eskisi gibi kendi haline terkedildikten 15 gün sonra, 16 Şubat 1996'da Marmaris Aksaz üssünden bir kaza haberi geldi. Sikorsky S-70 Black Hawk tipi bir helikopterimiz tatbikat sırasında düşmustü.. Yunan tarafının iddialarına göre, şehit olan 6 kişi Kardak operasyonunda görev alan SAT komandolarıydı ve helikoptere sabotaj yapılmıştı.. Ancak, genelkurmay bunu yalanladi..

Iddialar bununla sinirli kalmadi.. Adaya cikan komandolardan 2 tanesi daha, yakin araliklarla iki farkli trafik kazasinda hayatlarini kaybetmislerdi.. Tatbikat gunu izinli olan tim komutani ise hala hedefler arasindaydi.. Kayiplarin farkinda olan Genelkurmay onu guvenlikli bir BM gorevi icin Gurcistan'a yollamisti.. Burda uzun sure kalan ve kendine yeni bir yasam kuran eski komando, 2003'te dondugu Turkiye'de, bir gece eglencesinden donerken sokakta kalbinden bicaklanmisti.. Yunan basinindaki iddia, bu olaylarin tesaduf olmadigi ve intikam icin hepsinin ajanlarca birer birer infaz edildikleriydi.. Ama Genelkurmay'in aciklamasi yine bir yalanlama oldu.. Bu kisilerin asker olmakla birlikte, Kardak operasyonuyla uzaktan yakindan ilgileri olmamisti..



Uzun yillar icinde ust uste gelen bu olumlerden sonra, son olarak bu yil 7 Ocak tarihinde de yine Kardak Operasyonu'na katilan isimlerden Emekli Deniz Yarbayi, emeklilikten sonra ozel sektorde calistigi firma tarafindan gorevlendirildigi Turkmenistan'daki evinde dogalgazdan zehirlenerek hayatini kaybetti.. Bu belki de, Kardak operasyonuna katilan komandolar icinde, bugune kadar hayatini kaybetmis olan tek kisiydi.. 

Peki, bu destansi operasyonun tim komutanlari bugun ne mi yapiyorlar? Poyrazkoy Davasi'nda yargilanan her iki rutbeli asker de su anda Ergenekon ve Balyoz davalari cercevesinde tutklu yargilanmak uzere cezaevindeler!

Yakin tarihimizdeki bu onemli olayi, o donemde bulundugum Gumusluk'te bizzat da yasadigimdan dolayi, biraz yakindan anlatmak istedim..

Nils Filmer

Pazar, Ocak 27, 2013

Kardak: Canli Gozlerle Sahit Olunan Bir Mini Savas



Nils FILMER, Bodrum

Ege kiyilarinda kullanilan deniz haritalarinda, bizim tarafta Ikizce, karsi yakada ise Imia diye bilinen, dunya gundemine ise Kardak Kayaliklari Krizi olarak yansiyan mini savasin uzerinden tam 17 yil gecti.. Belki de savas bile denemezdi, bir nevi karsilikli govde gosterisiydi.. Ama basta ABD olmak uzere, dunyanin gozu bir anda Ege’nin ‘Dusman Kardesler’i arasinda, 40 donumluk yer kaplayan bu adaciklardaki olumcul oyuna donecekti..

Tarihler 1996 Ocak ayini gosteriyordu.. Yilbasindan hemen once, 25 Aralik gunu Figen Akat adindaki Turk yuk gemisi kayaliklarin yakininda firtina nedeniyle karaya oturunca, Turk ve Yunan mercileri arasinda baslayan kara sulari tartismasi, kisa bir sure icinde diplomatik bir krize donusmustu. Iki ulke de olayin yasandigi yeri kendi kara sulari olarak goruyordu ve kurtarma gorevi icin hak talep ediyordu.. Anlasmazligin basilica nedeni 12 mil sorunuydu..


O sirada lise yillarinda olan ben, bir somestr tatili icin babami ziyarete, Bodrum’a gidiyordum.. Babam, Gumusluk’te oturuyordu ki, Gumusluk, Kardak kayaliklarina en yakin olan Turk yerlesim birimiydi.. Basinda zaman zaman haberler ciksa da, ulke gundeminde tansiyon bir derece yukselse de, aslinda normal yasam devam ediyordu.. Otobus bileti alindi, seyahat hazirliklari yapildi, ve yolculuk gunu geldi.  

Istanbul – Bodrum arasinda otobus yolculuklari genellikle gece yapilirdi.. Sabah Selcuk’ta mola veren otobus, gun yavas yavas isirken tekrar yola cikti..  Ve yolun bundan sonrasi, herkes gibi benim de biraz urkmeme yol acmisti! Otobusun ilerledigi yolda, sagimizdaki emniyet seridinde birer km arayla agir agir ilerleyen, onlarca aractan olusan, onlarca konvoyu yavas yavas geride birakarak yola devam ediyorduk. Bu planli bir tatbikat miydi? Yoksa Kardak olayiyla mi ilgiliydi? Gorduklerim nedeniyle saskinligimi hatirlayinca, bunun beklenmeyen bir gelisme oldugumu dusundugumu soyleyebilirim. Ayni sabah eve varip, gorduklerimi paylasinca babamin da son gunlerdeki artan hareketlenmeyi anlattigini hatirliyorum.. Siklikla haber bultenlerini dinliyorduk ama yolda gordugum askeri araclarla ilgili bir bilgi yoktu..

Ertesi sabaha uyandigimizda ise, Gumusluk’e hakim bir tepede oturdugumuzdan dolayi rahatca gozlemleyebildigim koyde gorduklerim beni soke etmisti.. Onceki sabah gordugum askeri personel tasima araclari, cesitli silahlara sahip zirhli araclar, TIRlar uzerinde yeralan paletli araclar vs. Sayilari misliyle artmis bir sekilde, bir gecede Gumusluk’e konuslanmislardi.. Sanki Ege Ordusu koyumuze yiginak yapmisti Kardak Krizi dolayisiyla..

Zaten ogleden sonra helikopterlerin de ucmaya basladigina sahit olunca korkumuz bir derece daha artti.. Is ciddilesiyordu.. Ingiltere’nin Arjantin’le Falkland Adalari’ndaki savasina benzer bir ada/kayalik krizi yavas yavas kriz olmaktan cok,  bir savasa dogru donusuyordu. Falkland Savasi’nda Ingiltere’nin basbakani Demir Lady lakapli Margaret Thatcher’di.. Ne tesaduftur ki, Kardak Krizi sirasinda Turkiye’yi de bir kadin,  ilk kadin basbakanimiz Tansu Ciller yonetiyordu..

Birkac gun daha gecti.. Asker yogunlugunun koydeki varligina alismaya basliyorduk.. Artik karadaki trafige helikopterler ve jetlerle hava trafigi de eklenmisti.. Denizde ise, zaten hepsinden once bir satranc maci vardi.. Iki adadan olusan Kardak kayaliklarinda hucumbotlar, firkateynler saat basi konumlarini degistirdikleri manevralarla adeta tehlikeli bir kose kapmaca oyunu oynuyorlardi. Saat basi haber bultenlerinde, ara ara iki ulke gemilerinin kucuk temaslarini duyuyorduk.. Gercekten celik gibi sinirleri olmaliydi Turk ve Yunan denizcilerinin o gunlerde.. Ulke yoneticilerinin yapacagi bir kucuk yanlis hamle herseyi bitirebilirdi..

Ertesi gun Kardak’i en net gorebilecegimiz bir tepeye dogru aracla ciktigimizi hatirliyorum.. Burasi, Kadikalesi beldesinde simdilerde Ormancilar Sitesi ve birkac luks turistik tesisin yer aldigi, 1996 Ocak’indaysa ciplak olan bir tepeydi.. Iste o gun, canli gozlerle sahit oldugum bir mini savas sahneleniyordu onumuzde.. Babam evde depodan cikardigi eski bir telsizi de yanimiza almayi ihmal etmemisti.. Ciktigimiz tepede yalniz degildik. Bizim gibi meraklilar, isini gucunu birakmis koylulerin yani sira, haberciler de vardi yanimizda.. O zaman saat basi haberleri tum kanallarda vermek olagandi, Kanal D’nin saat basi baglandigi canli yayin ekibi de bizimle tepeden yayin yapiyordu..

Telsizde, Yunan ve Turk gemileri arasinda oldugunu dusundugumuz Ingilizce konusmalari duyabiliyorduk.. Yunan ve Turk F-16’lari arasinda, basimizin uzerinde zaman zaman Turk hava sahasinda olmayi birakin, Gumusluk’un ic taraflarina kadar suren, havacilik deyimiyle It Dalasi manevralari yapiliyordu.. birkac kez carpisacak kadar yakin olduklarindan dolayi korktugumuzu hatirliyorum.. Durbunle de adalara baktigimizda 15-20 arasinda savas gemisi ve hucumbot surekli hareket halindeydi.. Eve dondugumuzde gunduz gorduklerimizi bir kez daha haberlerden izlemistik..

Zaten ondan sonraki gunde, her iki taraftan o akillara durgunluk veren hamleler geldi.. Once Yunan komandolari 30 Ocak gecesi gizlice adaya cikarak Kardak’in dogudaki adasina Yunan bayragi diktiler.. Turkiye tarafi buna aninda karsilik vererek bunu savas sebebi olarak deklare etti.. Basbakan Ciller o unutulmayacak aciklamasinda ‘O bayrak iner, o asker gider’ diyerek dugmeye basmisti.. Donemin Disisleri Bakani Deniz Baykal’di.. Ancak diplomasi sonuc vermeyince, harekete gecilmesine karar verildi..  Ipler tam kopma noktasindaydi artik.. Ertesi gece, sabaha dogru bir safak operasyonu ile SAS ve SAT komandolari, Gumusluk sahilinden zodyak botlarla Kardak’a giderek Yunan bayraginin bulundugu dogu adasinin yanindan gizlice Bati Kardak adasina ciktilar ve Turk bayragini diktiler..

Onlarca yildir kimsenin umurunda bile olmayan Ikizce veya diger adiyla Imia, yani Kardak kayaliklari artik saatler icerisinde el degistiren kiymetli birer toprak parcasi olmustu.. Durum nispeten esitlenmisti, ama gerginlik had safhadaydi.. Artik ABD de devreye girmek zorunda hissetti kendini. NATO’nun iki muttefik ulkesini karsi karsiya getiren bu olayda donemin ABD Baskani Clinton’in gorevlendirmesiyle delege Richard Holbrooke ve NATO genel sekreteri Javier Solana’nin cabalariyla tansiyon dusurulmustu..

Geriye artik tarihte bir ani olarak kalan; bir gemi kazasini takiben yaklasik 1 ay suresince Turkiye ve Yunanistan’i savasin esigine getiren bu diplomatik kriz ve bana bir savasin muhtemel olusma asamasina taniklik ettigim gunleri yazma firsatidir..  

Nils Filmer

NOT: Kardak’in bugune yansimalarini devam yazimda paylasacagim..